Hayatım hep birilerine bir şeyler anlatmakla geçti.Sonra bir baktım ki konuşmuş konuşmuş,hiçbir şey anlatamamışım.
Dert edindim olur olmaz yere.Kuleler,kaleler,duvarlar olsun istemedim çünkü.İstediğim sadece;tebessüm etmeyi bilen yüreklerdi,anlayıştı.Hiç barışamadım kuru inatla,gururla kaynaşamadım.Onun hikmetinden midir ki,dönüp gitmeleri kavrayıp;bir türlü kabullenemedim.
Bilemedim…
Cevabı yok sorularla boğuşmayı,ezilmeden dim dik durmayı,tahammül etmeyi beceremedim.Çok içerlerde kalmış,hırçın bir öfke hiç dinmedi yüreğimde.Bir istasyonda bekledi hep.Trenler geldi,trenler geçti.Tanıdık olanın kokusunu duydukça,suretini gördükçe hep çığlık attım.Trenlerin tıkırtısına karışıp gitti hep seslerim,duyuramadım.Uğraştım;emeğin ve samimiyetin peşinde koştum.Aradım,kapılar açtım kapılar kapattım. Gerçek olanı yakalayabilmek,demir atılası esas limanı yakalayabilmek inadıyla bir don kişotluğum eksikti (sanki çok lazımmış gibi)gittim bir de ona bulaştım.Oysaki her seferinde kendi payıma düşenler,kırık kanatlar takmak ve nerden başlayıp nerde son bulacağını bilemediğim yenilgilerdi. Gülüşlerin sürgün edileceğini,örseleneceğini ben nerden bileyim…
Sonra çareler arayışına giriştim her gece yastığımla didişmelerime.
Ahali yardım severmiş,eksik olmasınlar koşup yetiştiler ya,halime acıyıp insafa geldiler.Alemden insaf;gecenin zulmüyle tanışmakmış.Buymuş payıma düşen.Neyse karşıladık geceyi,tanıştık.. Şimdi de kurtaramıyorum yakayı.Ben bıktım usandım karanlığından o benden yılmadı.Çok sevmiş beni.Azimli aşık çıktı.En ağlamaklı yakarışları yapıyorum,çekip gitmiyor bir türlü baksana…
Saturday, November 25, 2006
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment