Saturday, April 26, 2008

Kamber ağlar




Çocukluk cennetimden çıkışımın ilk haberini aldığım günden beridir bu korku.bu haberi umarsızlıkla karşılayan bir çocuk olamadım,yapamadım.aksine;çocuk kalmış yüzüm ve içimdeki çocuk kalmış merhamet dolu kalbim,karanlıkları düşündükçe daha çok yandı,yandı,yandı,daha çok acıdı.
oysa yaşam,razı olmak demekti.ben olamadım…eşiğin bir tarafı acıydı,ben atlayamadım.
bütün yollarım burada tıkanmaktaydı ki,tüm eksik parçalarıma denk düşen ve tüm boşluklarımı doldurmaya yetecek kuvvette bir kabil aramaya başladım.o kabil ki,beni bütün bu muammalardan ve kargaşadan kurtaracak,ölümcül boşluğumu ölümsüzlüğüyle dolduracak,bana kendi görüntüsüyle yeniden can katacak,içine düştüğüm ve giderek daralan dehlizimin içinde ne bir ileri ne bir geri gidebilen ruhumu alıp,kustuğum pisliğimi de hiç tiksinmeden arıtır gibi beni kucağında ileri taşıyacaktı.o sevgili ki yanıma varınca,aşığın adı;yolları durak,menzil,yorulmak nedir bilmeden aşınca bende o geçilmez bilinen binlerce yıllık kara delikleri koşacaktım.yağmur.yıkayan yağmur.teselli eden yağmur.muazzam yangınlardan sonra başlayıveren yağmur.lanetlenmiş kavimleri yok eden ve dinmek bilmeyen rüzgarları kesen yağmur.denizin yüzünden gökyüzünün katlarına yükselen yağmur.serinliği ve huzuru verip,arındıran yağmur.ben kamber kul.aşkın gönlüme indiği makama doğru kabilimi bul.bir kamber kul,o kamber kul ki ağlar;kulağında kutsal ayinlerin çalgısı tanbur sesleriyle bekliyor seni.

hükümsüzdür


Sen yaptın.bana aklı verdin,hareket kabiliyetimi bağışladın.ama bir yanıma aşkı ve sığınma duygusunu da kattın.sen ki alemlerin tek adısın,biz sefil insanoğullarının ikisini bir arada yürütemeyeceğini bu kadar iyi biliyordun,niye aynı anda,aynı bedene üfledin?sen beni
müfakatlandırmadın.hayır,daha en başında cehennemi vücudumda yaktın.insanlığın yüzyıllardır bir türlü tanımlayamadığı,en can alıcı sürgünlerin bir diğer adıydı aşk.isimsiz bir eş zamanlılıktı.ne bugünü ne yarını belli,aklın normal yaşamaya dair,zihinde yarattığı tüm hükümleri anında mühürleyen kanserli bir doku gibiydi.bütün birikimleri an gelip de birikimsiz bırakan,teminatsız bir şeydi.teminatı yoktu. peşinatını istedim vermediler.peşinatı da yoktu.onlar ki çok akıllı kimseler,bana bu işin peşinatı yok dediler.yoktu,hiçbir şeyi yoktu.o aşk ki karanlık düşüverince hikayenin herhangi küçücük bir yerine,anında yetişiyor,cehennem gibi yakıyor,yattığım yerde benim canımı alıveriyordu.sürekli kayan bir zemin üstünde gibi dik durmak hiç mümkün olmuyor,gökteki yıldızlar kayıp kayıp gidiyor dünya eriyordu.dünya eriyor,bense son çare başımı nefes nefese dayadığım secdede,yani senin önünde;canımı al diye yalvarır,ağlar hale geliyordum.midem ağrıyordu.öyle bir an oluyordu ki,durdurmak istesen bile kendi içindeki işleyişlere söz geçiremiyordun.mücadele edemiyordun.midem çok ağrıyordu.en acısı da,parmaklar arasından kayıp giden bir avuç suya tanık olma hissinin sende uyanmasıydı.işte bu,ben zavallının köleliğinin ve acizliğinin nüfus cüzdanıydı.