
Sen yaptın.bana aklı verdin,hareket kabiliyetimi bağışladın.ama bir yanıma aşkı ve sığınma duygusunu da kattın.sen ki alemlerin tek adısın,biz sefil insanoğullarının ikisini bir arada yürütemeyeceğini bu kadar iyi biliyordun,niye aynı anda,aynı bedene üfledin?sen beni
müfakatlandırmadın.hayır,daha en başında cehennemi vücudumda yaktın.insanlığın yüzyıllardır bir türlü tanımlayamadığı,en can alıcı sürgünlerin bir diğer adıydı aşk.isimsiz bir eş zamanlılıktı.ne bugünü ne yarını belli,aklın normal yaşamaya dair,zihinde yarattığı tüm hükümleri anında mühürleyen kanserli bir doku gibiydi.bütün birikimleri an gelip de birikimsiz bırakan,teminatsız bir şeydi.teminatı yoktu. peşinatını istedim vermediler.peşinatı da yoktu.onlar ki çok akıllı kimseler,bana bu işin peşinatı yok dediler.yoktu,hiçbir şeyi yoktu.o aşk ki karanlık düşüverince hikayenin herhangi küçücük bir yerine,anında yetişiyor,cehennem gibi yakıyor,yattığım yerde benim canımı alıveriyordu.sürekli kayan bir zemin üstünde gibi dik durmak hiç mümkün olmuyor,gökteki yıldızlar kayıp kayıp gidiyor dünya eriyordu.dünya eriyor,bense son çare başımı nefes nefese dayadığım secdede,yani senin önünde;canımı al diye yalvarır,ağlar hale geliyordum.midem ağrıyordu.öyle bir an oluyordu ki,durdurmak istesen bile kendi içindeki işleyişlere söz geçiremiyordun.mücadele edemiyordun.midem çok ağrıyordu.en acısı da,parmaklar arasından kayıp giden bir avuç suya tanık olma hissinin sende uyanmasıydı.işte bu,ben zavallının köleliğinin ve acizliğinin nüfus cüzdanıydı.
müfakatlandırmadın.hayır,daha en başında cehennemi vücudumda yaktın.insanlığın yüzyıllardır bir türlü tanımlayamadığı,en can alıcı sürgünlerin bir diğer adıydı aşk.isimsiz bir eş zamanlılıktı.ne bugünü ne yarını belli,aklın normal yaşamaya dair,zihinde yarattığı tüm hükümleri anında mühürleyen kanserli bir doku gibiydi.bütün birikimleri an gelip de birikimsiz bırakan,teminatsız bir şeydi.teminatı yoktu. peşinatını istedim vermediler.peşinatı da yoktu.onlar ki çok akıllı kimseler,bana bu işin peşinatı yok dediler.yoktu,hiçbir şeyi yoktu.o aşk ki karanlık düşüverince hikayenin herhangi küçücük bir yerine,anında yetişiyor,cehennem gibi yakıyor,yattığım yerde benim canımı alıveriyordu.sürekli kayan bir zemin üstünde gibi dik durmak hiç mümkün olmuyor,gökteki yıldızlar kayıp kayıp gidiyor dünya eriyordu.dünya eriyor,bense son çare başımı nefes nefese dayadığım secdede,yani senin önünde;canımı al diye yalvarır,ağlar hale geliyordum.midem ağrıyordu.öyle bir an oluyordu ki,durdurmak istesen bile kendi içindeki işleyişlere söz geçiremiyordun.mücadele edemiyordun.midem çok ağrıyordu.en acısı da,parmaklar arasından kayıp giden bir avuç suya tanık olma hissinin sende uyanmasıydı.işte bu,ben zavallının köleliğinin ve acizliğinin nüfus cüzdanıydı.
No comments:
Post a Comment