Sunday, June 24, 2007
Göğsümün kızıl gülü
Göğsümün kızıl gülü çatlattı bağrımı,deldi de çıktı gün ışığına,tohum oldu,açmaya meğillendi de ne oldu,anlamadım ki…mevsimin miydi,sana haydi yeşer diyen oldu mu da yeşillenmeye heves ettin ey gülüm.buğday yakan rüzgarlarına kulak asmayacak kadar ne vardı.daha dalındayken yanmaya,solmaya yeminliydin madem,niyeydi bu telaş?açtın soldun da ağlattın ya,bir de çatır çatır yaktın geçtin bağrımı.kızıllık saklanmıyor.
Hasretimin yıllardan beri bel bağladığı
Mutluluk;hasretimin yıllardan beri bel bağladığı…mutluluk,benim kafamda hep bir hayaldi.adını koyamazdım.içine kimseyi koyamazdım.hep yalnız olduğum,kimsesiz,öznesiz,içinde kimsenin olmadığı bir hayal.anlık geçişlerle kıskaca alınan bir duyguydu benim için mutluluk.
içimde afacan bir ufaklık,bana hiç rahat vermedi.güvenle içinde kaybolacağım bir kucağı;iç alemimdeki,benim bile kullanmaya cesaret edemediğim fırçalarım,boya malzemelerimle izinsiz bir şekilde resmetti,bıraktı avuçlarıma defolup gitti.buna engel olamadım.ona bir tokat atamadım.bunun devamındaysa düşlediğim,hayal ettiğim anlamların çokluğu ve renkliliği,güzelliğiyle eş değer ölüm gibi sessiz bir uykuya mahkum oldu yaşamım.çünkü o resim öyle güzeldi ki…
Bu bir yolculuk.beynimin cehenneminin bir yolculuğu.kırılmış bir geceden kalan bu sabah uyandığımdaysa biliyorum ki umuda dair söylediğim şarkılarımın artık bir çoğu yok.kim bilir,onları belki de birlikte bir daha hiç söyleyemeyeceğiz.hayatta kalmak için,bu fikre kendimi alıştırmalıyım.içimde korkunç bir yalnızlık duygusu ve kırılmışlık,hayretle beni izleyen duvarlarım....gözlerimde tatlı tatlı biriktirdiklerim değil,düşlediğim anlamların kırılmış dökülmüş,ve örselenmişlikleri var.
Ah,hasretimin yıllardan beri bel bağladığı şey…ben bu sefer çılgın bir kararlılıkla olacak sandıydım seni.bıraktın yine bileğimi en lazım yerinde.işin kötüsü,bu diz çöküşümü anlatmak için kelimeler bile yetmiyor.sen canımı çok ayrı yaktın bu sefer.yerine ne koysam dolmayacak kadar,kıyametler kadar çok yaktın.
içimde afacan bir ufaklık,bana hiç rahat vermedi.güvenle içinde kaybolacağım bir kucağı;iç alemimdeki,benim bile kullanmaya cesaret edemediğim fırçalarım,boya malzemelerimle izinsiz bir şekilde resmetti,bıraktı avuçlarıma defolup gitti.buna engel olamadım.ona bir tokat atamadım.bunun devamındaysa düşlediğim,hayal ettiğim anlamların çokluğu ve renkliliği,güzelliğiyle eş değer ölüm gibi sessiz bir uykuya mahkum oldu yaşamım.çünkü o resim öyle güzeldi ki…
Bu bir yolculuk.beynimin cehenneminin bir yolculuğu.kırılmış bir geceden kalan bu sabah uyandığımdaysa biliyorum ki umuda dair söylediğim şarkılarımın artık bir çoğu yok.kim bilir,onları belki de birlikte bir daha hiç söyleyemeyeceğiz.hayatta kalmak için,bu fikre kendimi alıştırmalıyım.içimde korkunç bir yalnızlık duygusu ve kırılmışlık,hayretle beni izleyen duvarlarım....gözlerimde tatlı tatlı biriktirdiklerim değil,düşlediğim anlamların kırılmış dökülmüş,ve örselenmişlikleri var.
Ah,hasretimin yıllardan beri bel bağladığı şey…ben bu sefer çılgın bir kararlılıkla olacak sandıydım seni.bıraktın yine bileğimi en lazım yerinde.işin kötüsü,bu diz çöküşümü anlatmak için kelimeler bile yetmiyor.sen canımı çok ayrı yaktın bu sefer.yerine ne koysam dolmayacak kadar,kıyametler kadar çok yaktın.
Subscribe to:
Posts (Atom)