Besbelli tabiat şiddetini sergileyecek yine.bir kurban arayışı içinde.
O kurban ben miyim?
diplomatik girişimlere,sinsi bükülüşlere,ve notalara falan gerek yok.çünkü tabiatın bu şiddetini,istila ve yağma izlemeyecek.bu ben ve onun hesaplaşması.bir tür iktidar çekişmesi.
bu şiddet senfonisi,hesaplaşan taraflar haklarına razı olunca sona erecek.
muhtemelen,olası taraflardan biri de benim.ve bilinen her zaman şudur ki;bu süreç hiçbir zaman fazla sürmez.çünkü böylesi güçlü bir senfoniye uzunca süre kimse katlanamaz.tabiatın karşısında yer alan sefil kim ise,o yenilmeye ve ölmeye her zaman mahkumdur.
ben kesinlikle bu senfonin bir parçası olmak istemiyorum.ben kesinlikle o taraflardan biri olmak istemiyorum.şiddetin estetiğinin kutsandığı böyle bir kavganın içinde yer almak istemiyorum.
hayır,bu estetik yargılardan bağımsız,ölümcül bir kavga..
lütfen,
her ne kadar yorgun hissetsem,
şikayet etsem de,
artısıyla eksisiyle,
kabullendiğim bu hayatın içinde yuvarlanmayı seviyorum ben.
Tabiat!!
iktidarını asırlardır hiç kimse yerinden oynatmaya cesaret edemedi.tanrının sana verdiği kutsal güçten hiç kimse şüphe duymadı..ben de seninle çekişmiyorum.
beni rahat bırak.
Thursday, September 4, 2008
Saturday, April 26, 2008
Kamber ağlar

Çocukluk cennetimden çıkışımın ilk haberini aldığım günden beridir bu korku.bu haberi umarsızlıkla karşılayan bir çocuk olamadım,yapamadım.aksine;çocuk kalmış yüzüm ve içimdeki çocuk kalmış merhamet dolu kalbim,karanlıkları düşündükçe daha çok yandı,yandı,yandı,daha çok acıdı.
oysa yaşam,razı olmak demekti.ben olamadım…eşiğin bir tarafı acıydı,ben atlayamadım.
bütün yollarım burada tıkanmaktaydı ki,tüm eksik parçalarıma denk düşen ve tüm boşluklarımı doldurmaya yetecek kuvvette bir kabil aramaya başladım.o kabil ki,beni bütün bu muammalardan ve kargaşadan kurtaracak,ölümcül boşluğumu ölümsüzlüğüyle dolduracak,bana kendi görüntüsüyle yeniden can katacak,içine düştüğüm ve giderek daralan dehlizimin içinde ne bir ileri ne bir geri gidebilen ruhumu alıp,kustuğum pisliğimi de hiç tiksinmeden arıtır gibi beni kucağında ileri taşıyacaktı.o sevgili ki yanıma varınca,aşığın adı;yolları durak,menzil,yorulmak nedir bilmeden aşınca bende o geçilmez bilinen binlerce yıllık kara delikleri koşacaktım.yağmur.yıkayan yağmur.teselli eden yağmur.muazzam yangınlardan sonra başlayıveren yağmur.lanetlenmiş kavimleri yok eden ve dinmek bilmeyen rüzgarları kesen yağmur.denizin yüzünden gökyüzünün katlarına yükselen yağmur.serinliği ve huzuru verip,arındıran yağmur.ben kamber kul.aşkın gönlüme indiği makama doğru kabilimi bul.bir kamber kul,o kamber kul ki ağlar;kulağında kutsal ayinlerin çalgısı tanbur sesleriyle bekliyor seni.
oysa yaşam,razı olmak demekti.ben olamadım…eşiğin bir tarafı acıydı,ben atlayamadım.
bütün yollarım burada tıkanmaktaydı ki,tüm eksik parçalarıma denk düşen ve tüm boşluklarımı doldurmaya yetecek kuvvette bir kabil aramaya başladım.o kabil ki,beni bütün bu muammalardan ve kargaşadan kurtaracak,ölümcül boşluğumu ölümsüzlüğüyle dolduracak,bana kendi görüntüsüyle yeniden can katacak,içine düştüğüm ve giderek daralan dehlizimin içinde ne bir ileri ne bir geri gidebilen ruhumu alıp,kustuğum pisliğimi de hiç tiksinmeden arıtır gibi beni kucağında ileri taşıyacaktı.o sevgili ki yanıma varınca,aşığın adı;yolları durak,menzil,yorulmak nedir bilmeden aşınca bende o geçilmez bilinen binlerce yıllık kara delikleri koşacaktım.yağmur.yıkayan yağmur.teselli eden yağmur.muazzam yangınlardan sonra başlayıveren yağmur.lanetlenmiş kavimleri yok eden ve dinmek bilmeyen rüzgarları kesen yağmur.denizin yüzünden gökyüzünün katlarına yükselen yağmur.serinliği ve huzuru verip,arındıran yağmur.ben kamber kul.aşkın gönlüme indiği makama doğru kabilimi bul.bir kamber kul,o kamber kul ki ağlar;kulağında kutsal ayinlerin çalgısı tanbur sesleriyle bekliyor seni.
hükümsüzdür

Sen yaptın.bana aklı verdin,hareket kabiliyetimi bağışladın.ama bir yanıma aşkı ve sığınma duygusunu da kattın.sen ki alemlerin tek adısın,biz sefil insanoğullarının ikisini bir arada yürütemeyeceğini bu kadar iyi biliyordun,niye aynı anda,aynı bedene üfledin?sen beni
müfakatlandırmadın.hayır,daha en başında cehennemi vücudumda yaktın.insanlığın yüzyıllardır bir türlü tanımlayamadığı,en can alıcı sürgünlerin bir diğer adıydı aşk.isimsiz bir eş zamanlılıktı.ne bugünü ne yarını belli,aklın normal yaşamaya dair,zihinde yarattığı tüm hükümleri anında mühürleyen kanserli bir doku gibiydi.bütün birikimleri an gelip de birikimsiz bırakan,teminatsız bir şeydi.teminatı yoktu. peşinatını istedim vermediler.peşinatı da yoktu.onlar ki çok akıllı kimseler,bana bu işin peşinatı yok dediler.yoktu,hiçbir şeyi yoktu.o aşk ki karanlık düşüverince hikayenin herhangi küçücük bir yerine,anında yetişiyor,cehennem gibi yakıyor,yattığım yerde benim canımı alıveriyordu.sürekli kayan bir zemin üstünde gibi dik durmak hiç mümkün olmuyor,gökteki yıldızlar kayıp kayıp gidiyor dünya eriyordu.dünya eriyor,bense son çare başımı nefes nefese dayadığım secdede,yani senin önünde;canımı al diye yalvarır,ağlar hale geliyordum.midem ağrıyordu.öyle bir an oluyordu ki,durdurmak istesen bile kendi içindeki işleyişlere söz geçiremiyordun.mücadele edemiyordun.midem çok ağrıyordu.en acısı da,parmaklar arasından kayıp giden bir avuç suya tanık olma hissinin sende uyanmasıydı.işte bu,ben zavallının köleliğinin ve acizliğinin nüfus cüzdanıydı.
müfakatlandırmadın.hayır,daha en başında cehennemi vücudumda yaktın.insanlığın yüzyıllardır bir türlü tanımlayamadığı,en can alıcı sürgünlerin bir diğer adıydı aşk.isimsiz bir eş zamanlılıktı.ne bugünü ne yarını belli,aklın normal yaşamaya dair,zihinde yarattığı tüm hükümleri anında mühürleyen kanserli bir doku gibiydi.bütün birikimleri an gelip de birikimsiz bırakan,teminatsız bir şeydi.teminatı yoktu. peşinatını istedim vermediler.peşinatı da yoktu.onlar ki çok akıllı kimseler,bana bu işin peşinatı yok dediler.yoktu,hiçbir şeyi yoktu.o aşk ki karanlık düşüverince hikayenin herhangi küçücük bir yerine,anında yetişiyor,cehennem gibi yakıyor,yattığım yerde benim canımı alıveriyordu.sürekli kayan bir zemin üstünde gibi dik durmak hiç mümkün olmuyor,gökteki yıldızlar kayıp kayıp gidiyor dünya eriyordu.dünya eriyor,bense son çare başımı nefes nefese dayadığım secdede,yani senin önünde;canımı al diye yalvarır,ağlar hale geliyordum.midem ağrıyordu.öyle bir an oluyordu ki,durdurmak istesen bile kendi içindeki işleyişlere söz geçiremiyordun.mücadele edemiyordun.midem çok ağrıyordu.en acısı da,parmaklar arasından kayıp giden bir avuç suya tanık olma hissinin sende uyanmasıydı.işte bu,ben zavallının köleliğinin ve acizliğinin nüfus cüzdanıydı.
Subscribe to:
Posts (Atom)