Soluksuz bir vakti yaşıyorum yine.Peki niye bir şey yazamıyorum?böyle zamanlarda gereksiz derecede arabeskleşip iğrençleştiğimi düşündüğümden mi?ama acıyı anlatmayı nasıl becerebilirim ki?işte yeteneklerimden ve bildiklerimden soyutlandığımı sandığım işe yaramaz bir zaman daha.
Düşe kalka yürümeye çalışıyorum.attığım her adımda ayak izimi arıyorum.biri varsa öteki yok her birinin.hemen dibimde bir tren yolu geçiyor.kuzey ve güney yönlü trenler gelip gidiyor.yaptığım anlık ince bir kayış sonum olmaya yetebilir.gece trenleridir bunlar.hiç tanıyıp bilmediğin biri bütün geliş gidiş saatlerini,rotalarını,uğrayıp kalkacakları yerleri,ve nerede kaçar saat bekleyeceklerini düzenlemiştir bunların.sen bilemezsin.elinden gelen tek şey onların peşlerinde ufalanmaktır.ama eğer şansın varsa istediğin bir tanesine kapak atıp,istediğin bir vagonda yolculuk yapma fırsatını edinebilirsin.
benim ritmik çalgılarımsa güneyden geliyor.benim için can güneyde akıyor.trenlerden güney yönlü hareket yapanların birine kendimi atıp hayatımı kurtarmam gerek.bunun idrakı bir şimşeğin ışıltısı kadar belirgin beynimde.ya da biri camdan el uzatsın bana…
peki binmeye çalışırken altında kalırsam trenin ne olur benim halim?ezilerek can verebilirim bu seferde.durduğum yerin rotası yok.kimse de bilip yanaşmıyor zaten. kuzey seferlerinden birine posta yemek sonum olacak farkındayım.biliyorum,soğuktan ölüp giderim vardığım yerde.allahım,güneyi düşlerken kuzeye vurma beni…
rengarenk boyadığım anlamların altında eziliyorum yine.halbuki buraya kadar nasıl geldiysen sal kendini öteye kadar da öyle git değil mi?beynimi resetlemenin bir yolu olsaydı keşke.büyük bir beyin travmasıyla sormadan,anlamadan,içimdeki karadenizde boğulmaksızın,varla yok arasında birkaç gün geçirebilseydim.çektiğim yalın bir ıstırap boğazımdaki.peki neden normal insanların yaşadığı gündelik duygular bana anlık uğrayışlarda bulunup geri kaçıyor?ya da onların yabancısı olduğu yabani ve ipe sapa gelmez duygular benim normalim oluyor?
bir kötü melek boğazımı sıkıyor.sesimi kimse duymuyor.hüzün akıyor gözlerimden.gururumdan kimseden yardım dileyemiyorum.gözyaşlarımdan çok utanıyorum.içimde asi ve baş eğmez bir Karadeniz uyuyor.hiç dinmeyecek acımaz dalgaları içimi kırıp geçiriyor.bu kadar kırılıp dökülmek olmaz…canım çok acıyor…
Gece bu kıyımı bana kaçıncı kez yapıyor?ve ben kaçıncı kez uykumdan korkup,birilerinden yardım bekliyorum?ama biliyorum ki kimse sırtlayıp götürmeyecek beni.ve ben tıpış tıpış yastığıma sığınacağım yine.bu korkaklığım hiç dinmeyecek mi?ben bu sığınmak konusundaki yılmaz ihtiyacımı yırtıp,ne zaman büyüyeceğim?en şeritsiz yollarda dahi,bir yanı bilinmez virajlarda,sarsılmadan dimdik durmayı bilmeli insan.fakat tam tersine,benim bu konudaki su götürmez zavallılığıma da diyecek yok hani.halbuki;mütevazi mutluluklar ve zihinsel bir ferahlık diliyorum yalnızca.peki tüm bunlara varmadan önce şu kırılıp dökülmeleri,dağılıp toparlanmaları ve dipsiz kuyulara batıp çıkmaları kim şart koşmuş?bütün bu can çekişmeler,ölçüsü kişiye göre değişecek bir bedel mi yani?hayır,ben bu bedeli kabul etmiyorum.
İşte ben tüm bunları sırtlayıp altından kalkabildiğimi sandığım o eşsiz an geldiğinde,parçalarını eksiksiz tamamlamaya çalıştığım bir pazılın son hamlesinde,bir dişlisinin eksik çıkmasından korkuyorum.isteklerim ve umutlarımın dışında bir kentte gözlerimi açmaktan.boşa yaşanacağını sandığım yıllardan.yaşamımdan korkunç bir zaman dilimini çalıp gideceğini bildiğim bir sızıdan.yanlış bir trene zoraki adım atmaktan.sadece olmak istediğim yerde olmayı istiyorum.ilahi anlamda üzerime düşen sayısı belirsiz birkaç yakarış varsa da,hiç uyku bilmeden hepsini yapmaya hazırım…
Tuesday, May 29, 2007
Her şeyi şeytan yaptırdı.
İçim içimde duramıyor yine.gidemediğim,hiç olmadığım yerlerde olmayı istiyorum.yakıp kavuran,belki adım adım yaklaştıkça da korkutan bir istek bu.bedenimin aciz ve sefil kıvranışları,karadenizin asi ve kararlı çırpınışlarıyla birleşince akıl almaz çelişkilerin ortasına düşüyorum yine.olmuyor,ikisi birlikte gitmiyor.bir yanında kar fırtınaları esip gürlerken,bir tarafında bahar güneşiyle umuda boyun çeviren bir çiçek nasıl hüküm giymişse ezilip solmaya,öyle bir ikilem bu.çoğu zaman kafamda çakıp duran şimşeklere karşı aciz ve dur diyemez kalıyorum.bu susuşum ömrüm boyunca peşimi bırakmayacak,biliyorum.
Değip geçmek değil,dokunup yok olmak değil,yürüdüğüm yollarda kaybolmayan izler bırakmak istiyorum.
Eğitim…bu iş çok uzun,ardı arkası hiç dinmeyen ve zorlu bir süreç.bu süreci deli bir ateş gibi başlatmak istiyorum.lokomotif olmak ve ardımdan gelenlerin de bu süreci devam ettirmelerini sağlamak istiyorum.
İnsanlığa ve kardeş olmaya batıp çıkmak istiyorum.bu işi inanarak yapmak ve hırsımdan kavrulmak istiyorum.
Bir deryadır köy insanı.oturup sohbetlerin kuyusunu kazmak istiyorum.kendimden olmayanlarla birlikte olmak ve tanımak istiyorum.vermek,almak,bu uzun soluklu işi yüreklilikle sırtlayabilmek istiyorum.
Omuz omuza halaylarda pişmek,büyümek istiyorum.insanlara bakıp kendime; “tüh senin kalıbına ulan,değil bir şey bilmek,sıfır noktasında bile değilsin sen” demek istiyorum.aramda ne bir cam,ne bir duvar…insanlarla yürek yüreğe olabilmek istiyorum.
Yorulmak nedir bilmemek istiyorum.bu sözcük lugatımda yazmamalı.
Görevimi yaptığım okulda çocuklarımla birlikte olmayan camlara muşamba bağlamak istiyorum.hane hane dolaşıp mektebime çocuk toplamak istiyorum.çok kapalı bir sosyo kültürel yapının ürünleri olan bu çocukların içinden yüksek mühendis,müzisyen,doktor,mimar,öğretmen vb…meslek gruplarında görev alabilecek kapasitede çoğu çıkacaktır.ve ben belki de(ne yazık ki)onları bu meslek dallarında var oldurmaya yetemeyebilirim.başaramayabilirim.fakat eğitimin uzun ve devamı gelir bir süreç olduğunu söyledim ya,benim lokomotif olarak başlattığım bu sürecin devamını onlar getirmeli.ve ben bu yeni adımda kendimi gökkubeye ermiş kadar uçar hissetmeliyim.işte bu meslek gruplarında bulunamayan kendileri birer birer çocuklarını okutmalılar.ve süreç rotasında ilerleyen ağır bir gemi gibi işleyebilmeli.devamı gelmeli.devamı geliyorsa zaten,ben başarılı bir eğitimciyimdir.
Bunların hiç biri olmaz,olmayacak,biliyorum.çok romantiğim,kahretsin…böyle bir dünya yok.mutlu huzur yok.huzurla uyumayı özlemek var.Hep soru işaretleri var.bildiklerinin bilemediklerinden az olduğu var.cehennemin dibine kadar gidesi lanet yol çizgileriyse birleşmeye değil,ayrılığa gidiyor.
Hep yalnızlık var,düşlere değil,ölmeye yatmak var.bulantı var,kusma var.
Benim gibi salakların yüzlerinde taşıdıkları,asılı kalmış,münasebetsiz tuz taneleri var.o tuz taneleriniyse korkmadan paylaşabilmenin çok zor olduğu var.ürkmek var,çekinmek var.sokulamamak var.gücünü toparlayamamak var.kaçmak var.kaçtıkça rahatladığını hissederken,aslında kaybediyor olmak var.canını canına alan kimse yok,kapı dibinde beklemek ve soğukta donarak ölmek var.özlemek var.hiç dinmemek var.
ve…akıllarda hep o şarkı var..
O şarkıyıysa sen aptaldan başka duyan tek bir Allahın kulu bile yok.belki de ömrünün sonuna dek de kimse duymayacak.sense o şarkıyı söylediğin için gözü yaşlı fukara bir soytarının tekisin.
Seni kimse koynuna alıp büyütmeyecek,aptal olma lütfen.özlediğini belli etme,çünkü bu kudretli ve can alıcı duygunun aynı oranda cevap bulmadığını biliyorsun.senin canını kimse özlemeyecek.var olduğuna kimse inanmak istemeyecek.var olduğuna kimse sevinmeyecek.aptal olma.
Kötüler hep kazanacak.iyilerse ellerinde yitirilmiş ve belki de hiç söylenmemiş şarkılarıyla yol çizgilerinde asılı kalacak.hayatlarına kimseyi alamayacak.kimsenin hayatında da yer tutamayacak.hep yadırganacaklar.hep ötede kalacaklar.kötülerse hep mutlu ve huzurlu olacak.her kötünün mutlaka bir meleği olacak.bir iyiyse ancak bir şeytanla geçirebilecek ömrünü.onun merhamet,sevgi,fedakarlık,özlemek,inanç ve umut duygularını kabartıp,sonrasında onu yarı kolda sap gibi bırakıp gidecek olan kahrolası bir yaratıkla,şeytanla yaşayacak.şeytan hep kanına sokulacak.iyinin bedeni bir savaş alanı,şeytansa yüreğinde.şeytan kışkırtacak,şeytan kabartacak,şeytan aşka dokunduracak,şeytan özletecek.ah şeytan.nerden girdin kanıma!defol git başımdan.pis şeytan.
Değip geçmek değil,dokunup yok olmak değil,yürüdüğüm yollarda kaybolmayan izler bırakmak istiyorum.
Eğitim…bu iş çok uzun,ardı arkası hiç dinmeyen ve zorlu bir süreç.bu süreci deli bir ateş gibi başlatmak istiyorum.lokomotif olmak ve ardımdan gelenlerin de bu süreci devam ettirmelerini sağlamak istiyorum.
İnsanlığa ve kardeş olmaya batıp çıkmak istiyorum.bu işi inanarak yapmak ve hırsımdan kavrulmak istiyorum.
Bir deryadır köy insanı.oturup sohbetlerin kuyusunu kazmak istiyorum.kendimden olmayanlarla birlikte olmak ve tanımak istiyorum.vermek,almak,bu uzun soluklu işi yüreklilikle sırtlayabilmek istiyorum.
Omuz omuza halaylarda pişmek,büyümek istiyorum.insanlara bakıp kendime; “tüh senin kalıbına ulan,değil bir şey bilmek,sıfır noktasında bile değilsin sen” demek istiyorum.aramda ne bir cam,ne bir duvar…insanlarla yürek yüreğe olabilmek istiyorum.
Yorulmak nedir bilmemek istiyorum.bu sözcük lugatımda yazmamalı.
Görevimi yaptığım okulda çocuklarımla birlikte olmayan camlara muşamba bağlamak istiyorum.hane hane dolaşıp mektebime çocuk toplamak istiyorum.çok kapalı bir sosyo kültürel yapının ürünleri olan bu çocukların içinden yüksek mühendis,müzisyen,doktor,mimar,öğretmen vb…meslek gruplarında görev alabilecek kapasitede çoğu çıkacaktır.ve ben belki de(ne yazık ki)onları bu meslek dallarında var oldurmaya yetemeyebilirim.başaramayabilirim.fakat eğitimin uzun ve devamı gelir bir süreç olduğunu söyledim ya,benim lokomotif olarak başlattığım bu sürecin devamını onlar getirmeli.ve ben bu yeni adımda kendimi gökkubeye ermiş kadar uçar hissetmeliyim.işte bu meslek gruplarında bulunamayan kendileri birer birer çocuklarını okutmalılar.ve süreç rotasında ilerleyen ağır bir gemi gibi işleyebilmeli.devamı gelmeli.devamı geliyorsa zaten,ben başarılı bir eğitimciyimdir.
Bunların hiç biri olmaz,olmayacak,biliyorum.çok romantiğim,kahretsin…böyle bir dünya yok.mutlu huzur yok.huzurla uyumayı özlemek var.Hep soru işaretleri var.bildiklerinin bilemediklerinden az olduğu var.cehennemin dibine kadar gidesi lanet yol çizgileriyse birleşmeye değil,ayrılığa gidiyor.
Hep yalnızlık var,düşlere değil,ölmeye yatmak var.bulantı var,kusma var.
Benim gibi salakların yüzlerinde taşıdıkları,asılı kalmış,münasebetsiz tuz taneleri var.o tuz taneleriniyse korkmadan paylaşabilmenin çok zor olduğu var.ürkmek var,çekinmek var.sokulamamak var.gücünü toparlayamamak var.kaçmak var.kaçtıkça rahatladığını hissederken,aslında kaybediyor olmak var.canını canına alan kimse yok,kapı dibinde beklemek ve soğukta donarak ölmek var.özlemek var.hiç dinmemek var.
ve…akıllarda hep o şarkı var..
O şarkıyıysa sen aptaldan başka duyan tek bir Allahın kulu bile yok.belki de ömrünün sonuna dek de kimse duymayacak.sense o şarkıyı söylediğin için gözü yaşlı fukara bir soytarının tekisin.
Seni kimse koynuna alıp büyütmeyecek,aptal olma lütfen.özlediğini belli etme,çünkü bu kudretli ve can alıcı duygunun aynı oranda cevap bulmadığını biliyorsun.senin canını kimse özlemeyecek.var olduğuna kimse inanmak istemeyecek.var olduğuna kimse sevinmeyecek.aptal olma.
Kötüler hep kazanacak.iyilerse ellerinde yitirilmiş ve belki de hiç söylenmemiş şarkılarıyla yol çizgilerinde asılı kalacak.hayatlarına kimseyi alamayacak.kimsenin hayatında da yer tutamayacak.hep yadırganacaklar.hep ötede kalacaklar.kötülerse hep mutlu ve huzurlu olacak.her kötünün mutlaka bir meleği olacak.bir iyiyse ancak bir şeytanla geçirebilecek ömrünü.onun merhamet,sevgi,fedakarlık,özlemek,inanç ve umut duygularını kabartıp,sonrasında onu yarı kolda sap gibi bırakıp gidecek olan kahrolası bir yaratıkla,şeytanla yaşayacak.şeytan hep kanına sokulacak.iyinin bedeni bir savaş alanı,şeytansa yüreğinde.şeytan kışkırtacak,şeytan kabartacak,şeytan aşka dokunduracak,şeytan özletecek.ah şeytan.nerden girdin kanıma!defol git başımdan.pis şeytan.
Subscribe to:
Posts (Atom)