Tuesday, September 22, 2009

SEVGİLİYE


Bir okla yaralı kalbim;
Boyacının sandığında
Bir iklimin soğuğunda
Suyun mercanında
Menekşenin kokusunda
Bir çocuğun kağıt helvasında.
Ateş kızıl
Duman siyah
Dumanın içinde bir acı nida;
Bir ‘ah’ kıvrımı,
Bir duanın ağırlığı.
Tam göğsümün üstünde,
kim bilir kaç kez ellerinle dokunduğun yerde,
Zayıf yaratılmış bir kalp benimkisi.
Ondan mıdır gecenin bir anında,
Ben ter,ateş ve gözyaşı arasında,
İki denizin birleştiği yerde kurulmuş
Görülmemiş ülkeler görürüm rüyalarımda.
O vakit sen bir yanda,
ben bir yanda,
suyun merhametsiz kalbi girer araya.
bol tapınaklı yitik kentler
alır beni kucağına,
göğe fırlatır.
gökte bir gün uçurtmayla uçmayı hayal etmiş balıkların leşleri,
uzakta deve çıngırakları,
konuşan ırmak,
ipek yolunun yıkık köprüsü,
üstünde baharat kervanları.
gözlerimden süzülen yaşlarla ıslanırken yüzüm
ateşe koşan pervaneler gibi yanarım
sen yoksun ya,
hep hüzün bu hikaye,
daha nesini anlatayım.