Monday, January 22, 2007

İşte Ben

Ah ben…
En eskimiş sefaletin adı ben.
Yolların arasına sıkışıp,farkındasız ölen hep ben.Umuda kalan son rızkını banıp,bütün mütevaziliğiyle olsunlara sarılıp canını kurtaranda ben.
Gidip gidip hep dönen de,
Ardında bir türlü duyamadığı sesleri sanki varmış sanıp ‘…hadi son bir…’ diyen de ben.
En siyah yalanlara aldanıp,
Onları koynundaki usta nezakette, sevdasının ve umudunun gergefinde ince ince işleyen riayetkar ahmağım ben.
Beyazı her gördüğümde,kafamdan kasırgalar gibi geçip giden düşüncelerin ancak dışa vuran kırıntıları olabilecek güçteki şimşeklerinin ışıltılarından korkup,
Eli ayağına dolaşan ve gelin halaylarının peşi sıra zırıl zırıl ağlayan sünepe de ben.
Ah ben,
Boğazını yırtarak söylediği şarkıları,bir türlü duyuramayan ben;
Böylesine geniş bir dünyanın sınırlarını kim nereden bilebilir ki,sen bileceksin?
Ahmaklaşıyorsun.Beynin öyle uyuşmuş ki idrak edemiyorsun.
İnsan ancak uslu bir sabır gücü ve cesaretle,sahibi olduklarına sarılarak karanlığı delebilir.
Yürür!
Topuk sesleri inletmelidir artık caddeleri.Geceleri ürkütüp,beyazı duyurmalıdır.
Delip geçirmelidir işte şimdi.Tam vaktidir!

No comments: