Üstlendiğim yakaran rolünü,hakkını vere vere oynadığım oyunda,birgün bu dekor devrilip gidecek mi bilmiyorum…Devrilecekte,roller değişecek mi?Kafamı kaldırdığım her seferinde canıma dokunan,aklımı kayıran bu mavilik eriyecek mi,delinip gidecek mi bu gök kubbe?Nesi var bu kadar olağan üstü bunun?Her gün muazzam bir işleyişle,akıl almaz bir yasa gereği,hiç aksamadan kendini tekrarlamasından başka nesi var?An gelecek tekrarladığı zamanı,çok geçmeden yine son bulacak.Daha birkaç vakit öncesine kadar bize ışık çağlayanları döken bu sinir bozucu düzen elemanı,gitgide parlaklığını,umudunu,ışıltısını,erişilmezliğini ve tanrısallığını bütün vaad ettikleriyle birlikte yitirmeye,solmaya başlayacak.Bitimindeyse başka bir renkte takılıp kalacak.İşte o vakit bu huzur perdesinin ardından dörtnala koşarak gece gelecek.Böyle olacak,ve en ummadığım anda gelip üzerime atılacak.Hep böyle olur,yine böyle olacak.Gece çökünce;‘elleri var karanlığın,dokununca korkma sakın’ deyişi,yitirdiğim cesareti oldurabilecek gücü aşılayamayacak.Hiç sevmem adı var kendi yokları,çok olup ama aslında hiç olmayanları.Ama gece çökünce gök kubbe de öyle olacak.Sahibi olduğu maviyi,sırf can çekişmemi izleyebilmek adına bir bir fısıldayacak,anlatacak.Dinlerken gözlerim ifadesi çok zor bir halle;içi her geçen gün biraz daha kabaran ertelenmişler valizime takılacak.Ne sabredecek,ne de kendimi kaygıdan arındırabilecek metaneti bulabileceğim kendimde.Gecenin o bıktığım koynunda aklımda;yorgunluğum,ürküten karanlık,güçsüzlük ve bekleyiş var artık.Hiç yürekli değilim yine…
Oyunun bilmem kaçıncı perdesidir bu.Hiç bitmezmiş gibidir...Bir ileri bir geri saatleri geçiştirmektir işi.Türlü yanılsamaları vardır,fazlaca aldatır.Doğadan başka her şey ölüdür bekleyişin içinde.Çünkü evrenin denklemi iktidarını riske atmayı sevmez.Ezip geçici olmalıdır.Bu yüzden hiçbir vakit başka bir alternatife göz yummayacaktır.Kendisi dışında her şey ölü olmalıdır.Beklerken hiçbir şey olmaz..Doğan günler birbirinden farksızdır.Tekrarlanıp dururlar.Aynın devam ederler.Akıldışı ve hafızaya aykırı bir çarkları vardır.
Bu aynılığın içinde her geçen gün bir parçamı daha yitirdiğimi düşünmekteyim.İnsan bir bir yitiriyor tüm bildiklerini.Yüreğin o akıl almaz unutkanlığına yenilip gidiyor tek tek sanki.Gardım nerde,kime takılıp düşmüş,neşe hangi çekmecede kalmış?…Ruh hali neymiş,en son nerde uğrayıp kaçmış?…Saçma sapanlığın ardında,yalnızlığın çok üşüten gece mevsiminde yoksunluk gün be gün ivmesini arttırıyor adeta.Önce sağır olup,ardından dilsizleşip,en sonunda körleşip duyarsızlaşmaktan korkuyorum.
Fakat her zaman bir şey buluruz ya hani,bize var olduğumuz izlenimini verecek;işte ufacık bir kıpırtının geldiğini,bekleyişin ardındaki gelecek olanın tozunu dumanını biraz olsun gördüğümü sandığım zamanlar bütün aşırılığım ve heyecanımla açıyorum sonuna kadar kapılarımı.Fakat bir tuhaf hissederim o vakit kendimi.Hem rahatlamış gibi,hem dehşet içinde,korku içinde,telaş içinde…O güne kadar bana hiç yük olmamış ellerimin ağırlık yaptığını hissederim sanki,koyacak bir yer bulamam.Beynimi dağıtır tüm yanılsamalar.Vaad ettikleriyle canımı alır bu mavi.Bir yelkovan rüzgarı olan yaşamak,yaşamanın içinde herhangi bir bekleyişte gök kubbe hep aynıdır.Olduğu yerde oyalar,çeldirir,aldatır,alt üst eder yolları…
Thursday, January 4, 2007
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment